Not Found

The requested URL index.php was not found on this server.


Apache/2.2.22 (Linux) Server at Port 80
1 Bebek Büyütmek: Tek Başına Mı Yoksa Kalabalık Mı? - Sinemasever Anne
Anneler İçin Eğitim

Bebek Büyütmek: Tek Başına Mı Yoksa Kalabalık Mı?

Tek Başına Bebek Büyütmek

Büyük şehirlerde yaşayanların karşılaştığı sorunlardan biridir bu: Tek başına bebek büyütmek! Anneanne, babaanne, komşu, yakın akraba en çok doğumda ihtiyaç duyulan bir yakınlıkmış; yaşayarak öğrendim. 40 gün denen loğusalık bende bu nedenle 4-5 ay kadar devam etti yani loğusalık depresyonu yaşadım: Yetersizlik, isteksizlik, vicdan azabı, sürekli uyku isteği, geleceği görememe gibi pek çok sıkıntıyla yüzleştim. Celil Ediz hem kolik, hem reflüsü olan bir bebekti. İşin içinde yalnızlık da girince sorunlar dağ gibi büyümeye başladı ve uyku eğitimine kadar benliğimi unuttum.

Uyku eğitimi sayesinde Celil Ediz’in uykuları düzene girdi ve ben de ev içindeki düzenimi kurmaya başladım. Bebeğimizi kendi doğrularımızla, araştırmalarımızla ve okuduklarımla büyüttük; büyütüyoruz. Yemesi içmesi, uykusu, eğitimi, yıkaması, oynaması, doktor seçimi, hastalıkla başa çıkması gibi her şey eşim ve benim ortak kararımızla oluştu; yani 3. bir kişi olmadan.

Peki, bu doğru mu? Eskiden anneanne, babaanne ya da akrabalar çocuk büyütürken mutlaka ailenin yanında olurlardı. Çocuk birçok kişinin elinde büyürdü, kim uyutur kim yedirir belli olmazdı. O çocuğun ne zaman ve nasıl büyüdüğü anlaşılmazdı bile.

Bunun elbette doğrusu yanlışı yok; hayat size her daim istediğinizi sunmuyor veya birini verirken diğerini alabiliyor. Yalnız çocuk büyütürken hayatının sizden aldıklarını tecrübelerimle şöyle sıralayabilirim:

  • Eğer okul/iş hayatından ötürü neredeyse hiç evde kalmadıysanız ve bebek için işinizi bıraktıysanız bir anda “ev kadını” kategorisine giriyorsunuz. Yaptığınız işlerin zerre kıymeti olmadığı gibi maddi bir kazanç da elde edemiyorsunuz. “Tüm gün boş boş oturuyor” sıfatınızı CV’ye ekliyorsunuz. Siz bebek için işi bırakmışken “Nasılsa çalışmıyor” denerek ev işleri ve beklentiler katlanarak çoğalıyor.
  • Daha önce yaşamadığınız ve bence dünyanın en zor sıfatı olan anneliği kazanıyorsunuz. Tek başına neyin nasıl olduğunu bilmediğiniz zamanlarda yetersizlik duygusu sizi mahvediyor. Bir canlı için doğru/yanlışı siz seçmek zorundasınız ve o seçimin “iyi” olması gerekiyor. Her canlının kendine göre huyu suyu olduğundan kulaktan dolma bilgi sizi tatmin edemiyor.
  • Sonuçta siz de insansınız: Duş alma, oturma, dinlenme, sıcak çay kahve içme, sıcak yemek yeme, tuvalete girme, uyuma gibi ihtiyaçlarınız oluyor. Özellikle anneliğin ilk 1 senesi bunları dilediğiniz gibi yapmak neredeyse İMKANSIZ!
  • Eşinizle çocuk doğana kadar gezip tozuyorsunuz, birbirinize zaman ayırıyorsunuz. Ama çocuk doğunca karı kocalık oluyor size anne babalık. Baş başa vakit geçirmek için bebeğin gece uyumasını (o da uyursa) bekliyorsunuz; tabi sohbet etmeye mecaliniz kalırsa. Beraber dışarıda yemek yemek, sinemaya gitmek, ya da sadece yürümek mi? Yok, olmuyor. Sonra “Evlilik bu muydu ya?” diye düşüncelere dalıyorsunuz.
  • Eğer bir de bebeğiniz arabada kusuyorsa iyice eve hapsoluyorsunuz. En büyük avuntunuz saatin “eşinizin eve gelme”sini göstermesi oluyor. Akşama kadar dışarıda çalışan bir insana da tabi ki tüm sorumluluğu atamıyorsunuz.
  • Hayaller, istekler, hedefler, planlar güzelce rafa kalkıyor. Ne kendinizle, ne de eşinizle ilgili uzun vadeli planlar yapamıyorsunuz çünkü o günlerin geleceğine inanamıyorsunuz.
  • Tüm bu maddeleri derleyip toparlarsak sık sık “Tükenmişlik Sendromu”na giriyorsunuz ama bundan kimsenin haberi olmuyor 🙂

Kalabalık Aile

 

Peki; kalabalık ailede, anneanne/babaanne veya konu komşuyla yaşanan ya da destek alınan bir hayatın sizden aldıkları nelerdir? (Yaşamadım; annemden, büyüklerimden ve çevremden gördüğüm/duyduğum kadarıyla sıralayabilirim) :

  • Çocuğun üstünde otorite kuramıyorsunuz. Söz sahibi olmak imkansızlaşıyor. Ne uyku düzenine, ne beslenme şekline (çikolata yedirme de dahil çünkü canı çeker) ne de eğitimine karar verebilirsiniz çünkü onlar sizden önce çok çocuk büyütmüştür.
  • Çocuk bakımında rol aldıkları için anneliğinizi bolca eleştirme hakkına sahip oluyorlar (Tek başına bakarken de öyle ama en azından “Beğenmiyorsan gel kendin bak” deme lüksü doğuyor).
  • Çocuğunuz sevmediğiniz, tasvip etmediğiniz huylara sahip olabiliyor. Görünüşte komik ama alt yapıyı düşününce gelecek için sakıncalı davranışları engelleyemiyorsunuz.
  • Ev/aile düzenini dilediğiniz gibi kuramıyorsunuz. Gelen giden sayısının çok olmasıyla plan yapmak imkansızlaşıyor. Bu durum tek başına bakarken de geçerli ama orada tek plan bozucu bebeğiniz oluyor.

Bu maddelerle bir ikilem ortaya çıkıyor: Çocuğun tüm sorumluluğunun sende olması ve kimsenin karışmaması mı yoksa çocuk bakımında bolca yardım alırken çocuk yetiştirmede söz sahibi olamamak mı? Birinde kendinizden, evliliğinizden, hatta ve hatta hayatınızdan sınırsız ödün veriyorsunuz ama çocuğu dilediğiniz gibi büyütüyorsunuz; diğerinde biraz daha nefes alma imkanı elde ediyorsunuz ama dilediğiniz gibi çocuğu büyütemiyorsunuz?

Hadi buyurun ikileme 🙂

Yazar hakkında

sinemaseveranne

6 Yorum Var

  • Anca bu kadar anlatılabilirdi diyorum 🙂 Bir yaşına kadar kendim bakıp sonra işe başlamak zorunda kalınca kalk hoop il değiştir kurum değiştir evi değiştir çevreni değiştir ve kayınvalidenin yanında kalabalık bi ortama düş 🙂 ama sonucum şu keşke biraz daha ücretsizde kalabilseydim ve oğluma kendim bakabilseydim. Kendimden bir şeylerin gitmesine razıyım ama onun huy değiştirmesi , yemek yememesi , bizi değil de babanne ve dede sözünü dinlemesi galiba tek başıma olsa daha iyiydi diyorum.

    • Kendi koşullarının içinde kendi fikirlerinle büyütmek elbette en güzeli. Ama zorluklarını siz de çekmişsinizdir, eminim. Ben kalabalıkta bebek büyütmediğim için sadece gözlemlerime dayanarak yazdım. İnsan yaşamadan bilmese de tahminler doğru çıkıyor demek ki 🙂 Her ikisi de zor ama onların bir sarılışı dünyaya bedel

  • Merhabalar, çok çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz aynen yaşadıklarımı yazıya dökmüşşünüz.
    İlk seçenek zorlayıcı olsa bile eşlerin desteği ile yalnız büyütme taraftarıyım. Kendi kararın,kendi yaşam şeklin,kendi düşünce yapınla büyütmek en ideal olanı bencede,varsın bikaç sene ertelensin hayatımız sonu güzel olsun en azından 🙂

    • Eş desteği çok önemli hele de sizi anlaması ve dinlemesi daha önemli. O konuda çok şükür şanslıyım, Celil Ediz de şanslı. İlk yıl çook zor geçti, ikinci yıl orta şeker. Bakalım 26 ayı devirdik, sonrası ne olacak 🙂

  • Ben aile buyukleri ile bakinca olacak olan felaket senaryosuna katilmiyorum. Bir yil boyunca ailemle beraber ben evde ise ara vererek bebegime baktim ancak uykusundan yemegine hic bir konuda karistirmadim ki annem ogretmen emeklisi ve tecrubeli anne olmasina ragmen asla karismadi. Benim onlardan aldigim destek banyo yaparken ya da kendi kisisel bakimimi yaparken bebegimle oynamalari benim katamadigim degisik duygulari yani anneanne dede sevgisini vermelerini sagladi. Sagolsunla bebegimin yemegi her cesit hazir oldu ben kizimla ilgilenirken annem yemeklerimizi yapti asla negatif bir yonu olmadi bu aileden aileye degisir. Ben de kendimi kizima daha dinlenmis daha zinde bir halde verebildim

    • İşte katılamama sebebi konunun aileden aileye değişmesidir. Bunu okumuşlukla, tecrübeyle sınırlandırmak yeterli gelmiyor. İster tek çocuk büyütmüş olsun ister 5 tane; eleştirmek karakterinde var ise kurtulmanız imkansız. Eleştiren/karışan aile büyükleri de kara cahil ya da hiç çocuk büyütmedikleri için yapmıyorlar bunu bence. Yaşayanlar da sizin gibi düşünmeyip sizin düşüncenize katılmayabilir. Bu konuda “Şu daha iyi bu daha kötü” diye net bir veriye ulaşılamıyor.

Yorum Bırak